Çocuk gelişimi, bebek gelişimi, çocuk beslenmesi, okul öncesi eğitim > Çocuk Eğitimi ve Ruh Sağlığı > Çocuklukta benlik saygısı gelişimi

Çocuklukta benlik saygısı gelişimi

ÇOCUKTA BENLİK SAYGISININ GELİŞİMİ

Çocuğun sosyal gelişim sürecinde geliştirdiği kişilik, en yakın çevresi, yani anne baba, kardeşler ve ev içinde yaşayan diğer aile üyeleriyle yakından ilişkilidir. Bu çevrenin çocuğa gösterdiği olumlu ve olumsuz tepkiler çocuğun kişiliğinin gelişmesinde önemli rol oynar. Şöyle ki, söylediklerine aldırış edilmeyen, fikrini belirttiği zaman sürekli eleştirilen çocuk haliyle suskun, içine kapanık, güvensiz, huysuz ve saldırgan olabilir. Buna karşılık, söyledikleri çok önemli olmasa da dinlenen, önemsenen, fikrini belirtmesine müsaade edilen, fikri çok geçerli olmasa da duyulan, çocuk ise daha güvenli, daha sosyal ve daha sağlıklı bir kişilik geliştirir.

Bazı anne babalarda ideal çocuk modeli vardır. Kendi çocukluklarında gerçekleştiremedikleri şeyleri çocuklarının gerçekleştirmesini isterler. Ama bunun için, onun ilgi ve yeteneklerini hiç dikkate almazlar. Çocuğun dil öğrenmesini, resim yapmasını, sporun bütün dallarında başarılı olmasını, değişik müzik aletlerini çalabilmesini isteyebilirler. Fakat burada dikkat edilmesi gereken husus; ana babanın çocuklarından beklentileri değil, çocuğun ilgi ve yetenekleridir. Anne babalar öncelikle çocuklarını tanımalı, onların ilgi, yetenek, kapasite ve isteklerini bilmeli ve bu doğrultuda yönlendirmeye çalışmalıdırlar.

Çocuğumuzun benlik saygısı bir gecede oluşmaz ve tek bir şeye bağlı değildir. Fakat büyük ölçüde anne baba tarafından şekillendirilir. Çocuklarımızla kurduğumuz etkileşim, büyük bir yapının tuğlalarını tek tek yerleştirmek gibidir. Yapının tümü için her bir tuğla ne kadar önemli ise, çocuğumuzun öz-benliğinin oluşmasında da her gün yaşanan olaylar o kadar değerlidir.

Dr. Atalay Yörükoğlu, bunu “bir ustanın çırağına sanatını öğretmesine” benzetir: Usta çırağını işin kolayından başlayarak eğitir. Öğretimini ondaki gelişme hızına göre ayarlar. Yavaş yavaş sorumluluk verir. Başarısını destekler, yanlışını düzeltir. Nerede güveneceğini, nerede başında durup denetleyeceğini bilir. Ona yanılma payı bırakır; toyluk yanılgılarını bağışlar, beğenildiğini gören çırak da işine dört elle sarılır. Ustasına benzemek ve ona yetişmek için tüm yeteneğini ve çabasını ortaya koyar” der.

Bu örnekte de görüldüğü gibi, çocuklarımızı istediğimiz davranışlarda bulunmalarını sağlamak için önce kural ve beklentilerimizi açıklamalı sonra da desteklemeliyiz. Yani sürekli çocuğun olumsuz davranışlarına olumsuz tepki göstermek yerine, olumlu davranışlarını da takdir edip pekiştirmek, hiç değilse bu yoldaki çabalarını övmek ve desteklemek gerekir.

Örneğin; Çocuk kavanozu açmaya çalışıyor. Bunu gören anne kavanozun kırılma ihtimaline ve çocuğun açamayacağını düşünerek kavanozu kendi açar. Bunun yerine, çocuğa kavanozun nasıl açılacağını gösterse ve açmasını beklese çocuğun gelişimi açısından daha faydalı olacaktır.

Bazı anne babalar çocuğun gelişimine yardımcı olmak amacıyla sürekli onların kusurları üzerinde dururlar. Tabi ki bu tutum tam tersi bir etki yapacak ve çocuğun cesareti tümüyle kırılacaktır. Hatalarınızın devamlı yüzünüze vurulduğunu düşünün. Kendinizi ne kadar değerli görürdünüz. Sadece ve sürekli olumsuz tepkilerle büyüyen çocuklar, bir süre sonra isyan eder, cevap verir, söz dinlemez olur ve daha da önemlisi yaşam heveslerini yitirir, kendisine güvenmez ve küskün olurlar. Bunun karşılığında, olumlu davranış ve çabaları takdir gören çocuklar, daha hevesli ve güvenli hareket eder ve daha kolay söz dinlerler.

En sürtüşmeli zamanlarda bile çocuklar anne babalarının sevgisinden asla şüphe etmemelidirler. Çocuklarınızla konuşurken söylediğiniz her şeyi dinleyin, özellikle onlara kızgın olduğunuz zamanlarda. Çocuklar sizi dinlemiyor gözükseler bile, söylediğiniz her sözü veya yaptığınız her eleştiriyi dikkatle izlemektedirler. Bu nedenle, eleştiri yaptığınız zamanlarda hatta övgüde bulunduğunuzda, sözleriniz çocuğun kişiliğine değil, davranışına olmalıdır.

Ayşe o gün oyuncaklarını derli toplu tutmuş ve dağıtmamıştır. Bunu gören anne Ayşe’ye

-Aferin kızım, sen zaten çok tertipli bir çocuksun, derse anne çocuğun kişiliğini niteleyen bir övgüde bulunmuş olur. Oysa Ayşe genelde tertipli bir çocuk değildir. O şimdiye kadar odasını bu şekilde pek toplamamış olduğundan bu övgüyü haketmediğini düşünecek, annesinin övgüsünde ne kadar samimi olduğu hakkında şüpheye düşecektir.

Çocuklarınızla konuşurken olumlu ifadeler kullanmaya çalışmalısınız. Çocuklarda görmek istemediğiniz davranışları değil, görmek istediğiniz davranışları vurgulamalısınız.

Olumsuz                                                                    Olumlu

Sana kaç kere söylemem        Sana sadece bir kez söylemem

gerekiyor?       yeterli olmalı

Bu kadar kaba olma!              Biliyorum, çok kibar olabilirsin ve senden onu bekliyorum.

Bu kadar gürültü yapmak                  Lütfen biraz daha sessiz oynayın.

zorunda mısınız?

Beni hiç dinlemiyorsun!                     Beni dinlemeni umuyorum.

Çocuklar anne ve babalarına hayranlık duyarlar, güvenir ve inanırlar. Onlar için sizin sözleriniz diğer insanların sözlerinden çok daha önemlidir. Bu gücü, olumlu bir yönde, onları yüreklendirmek için kullanmalısınız.

Çocuklarınızın İyi Yönlerini Ortaya Çıkarın Ve Geliştirin

Küçük balıkları onları yiyin bir büyük balıkla akvaryuma birlikte koysanız ne olur? Büyük balık küçükleri yer.

Şimdi akvaryumu bir cam bölmeyle ikiye ayıralım. Bölmelerden birine küçük balıkları, diğerine büyük balığı koyalım. Büyük balık küçükleri yemek için öbür tarafa geçmeye çalışacak, ne var ki aradaki cam bölme buna engel olacaktır.

Bu anlattığım olay aslında bir psikoloji laboratuvarında yer alan bir deneydi. Bu deneyde büyük balık camın öbür tarafına bir günü aşkın bir süre (28 saat civarında) geçmeye çabalamış, sonra vazgeçerek sanki “kaderine boyun eğmiştir.” Artık bir daha öbür tarafa geçmeye girişmemiştir.

İşin ilginç yanı, daha sonra cam bölme kaldırılıp küçük balıklar ağzının dibine kadar geldiği halde, büyük balık onları yemeye çalışmamış ve bir süre sonra açlıktan ölmüştür.

Bu ve bunun gibi başka deneyler “öğrenilmiş acizlik” kavramını psikoloji bilimine kazandırmıştır. Tahmin edebileceğiniz gibi, öğrenilmiş acizlik sadece hayvanların davranışlarını açıklamada kullanılan bir kavram değildir. “Ben yapamam, ben başaramam” diyen çocukların yetişme ortamlarına da ışık tutmaktadır.

Çocuklarımızın sen yapabilirsin!, kendi hayallerini ve amaçlarını gerçekleştirecek güç sende var! sözlerini duymaya, hissetmeye ihtiyaçları vardır.

Her çocuğun daha yetenekli ve güçlü olduğu alanlar mutlaka vardır. Bazıları matematik ve fizik gibi sayısal derslerde, bazıları Türkçe tarih gibi sözel derslerde, bazıları müzikte, sanatta, sporda veya insanlarla ilişkilerde daha başarılı olabilir. Kimisinin doğal bir espri anlayışı, çok yumuşak bir kişiliği, veya yaşamak için sonsuz bir enerjisi olabilir. Sonuçta her kişinin dünyaya sunacağı özel bir yeteneği vardır. Bir çocuğun kendi özel yeteneklerinin farkında olarak büyümesinde ve onları keyifle kullanmasında anne ve babanın çok önemli bir rolü vardır. Farkında olunmayan ve beslenmeyen yetenekler solmaya ve yok olmaya veya saklı kalmaya mahkum olacaktır.

Anne ve babaların sevgi dolu yönlendirmeleri çocuğun içindeki kapasitelerini kuvvetlendirir ve geliştirir. Böyle sevgiyle beslenen çocuklar kendi geleceklerini daha iyi kontrol edebilirler. Bu duygular, çocuğun benlik saygısını arttırır. Belli bir konudaki uzmanlık duygusu, çocuğun diğer alanlardaki davranışlarını da olumlu etkiler.

Eğer çocuk yeni bir şey denediğinde, onu seviyor ve başarıyorsa denemeye devam etmesi için olumlu pekiştirmelerin yapılması gereklidir. Çocuğunuza o işi başardığında daha çok sevileceğini değil de, o işi başardığında kendisinin duyacağı sevinci anlatmaya çalışmalısınız. Çocuklarımızı başarılarından dolayı değil de, kişiliğinden dolayı sevdiğinizi özellikle vurgulamalısınız. Çocuğun güçlü olduğu noktaları da sık sık dile getirmelisiniz. Fakat hayatımız o kadar yoğun ki; çocuğumuza tatlı sözler söyleme fırsatını bile pek bulamıyoruz.

Anne ve babası tarafından her şartta sevildiklerini hisseden çocuklar, hayatta her zaman bir adım öndedirler. Kendilerinin değerli ve farklı olduğu duygusunu hep hisseder ve bu sevgiden güç alırlar. Sevgi kanatlarımızın altındaki rüzgardır. Çocuklar için, sağlıklı bir benlik saygısı geliştirmenin en güçlü yardımcısı sevildiklerini bilmektir. Bu sevgi olmaksızın, çocukların kendilerini önemli ve değerli hissetmeleri imkansız olmasa bile çok zordur. Eğer çocuklar sizin dünyanızdaki yerlerinin güvenli olduğunu bilirlerse, daha büyük bir dünyaya da güven içinde geçebilirler.

Yüreklendirme hayatın tadı tuzudur. Biz insanlar ve tüm canlılar hazza yönelik varlıklarız. Haz duydukça, tekrar duymak için o davranışı tekrarlarız. Bir hayvana, kuşa, kediye yemek versek, tekrar bize geleceğinden emin olabiliriz. Onu okşasak, bizi her gördüğünde gelip kendini okşatmak için bize yaklaşacağından, peşimizden geleceğinden de emin olabiliriz. Çocuklara tatlı sözlerle hitabeden, onlarla konuşan, onları güldüren büyükler eve geldiğinde, çocukların oyunlarını bırakıp onlara doğru hemen gittiklerini biliriz. Buna karşılık sert, haşin, aksi büyüklerden kaçtıklarını onlara yaklaşmadıklarını da…

Sürekli bağıran, söylenen, tehdit eden anne babaların çocukları sevgilerini sorgulayabilirler. Çocuk takdir edildiği ve kendine özgü kişiliği kabul edildiği zaman sevildiğini hisseder. Eğer çocuk devamlı eleştiriliyorsa sevilmediğini düşünebilir. Çocuğunuzun bazı temel özellikleri hoşunuza gitmese de –konuşmaktan fazla hoşlanmayan çocuğunuzun daha konuşkan ve dışadönük olmasını isteseniz de- bu özelliklerin tamamıyla onların kendi seçimi olmadığını bilmelisiniz. Bu tür özellikler genellikle biyolojik olarak belirlenir.

İnsanın düşüncelerinin kalitesi, yaşam kalitesini etkiler. Eğer güzel, mutlu ve olumsuzluklardan uzak bir hayat yaşamak istiyorsak şu söz bizim rehberimiz olmalıdır. “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından daha fazla lezzet alır.” Olumlu düşünce olumlu duygu ve davranışı hazırlar.

Demek ki, aslında yapmamız gereken, çocukların olumlu yönlerine ve davranışlarına daha çok tepki göstermektir. Bütün bu durumu şu şekilde simgeleyebiliriz. Yarısına kadar dolu bir bardağa bakarak “Neden bu bardak dolu değil? Keşke dolu olsaydı!” diye hayıflanmak yerine, dikkatimizi bardağın dolu kısmına yöneltip, “ iyi ki bardağın yarısı dolu, daha da boş olabilirdi” diye düşünerek çocuğun olumsuz eksik yönlerine bakacağımıza zaten mevcut olan olumlu yönlerini görmeye başlamalı ve olumlu yönlerini takdir edip, memnuniyetimizi ifade etmeliyiz.

Zaten hiçbir çocuk, hiçbir kimse de, dopdolu bir bardak, yani sadece olumlu ve mükemmel değildir. Önemli olan, onun güzel yanlarının da farkına varıp öyle olduğu için memnun olabilmek ve bunu farkettiğimizi çocuğa ifade etmektir. Bu şekilde anne babasından takdir gören çocuk daha iyi yapmaya, anne babayı memnun etmeye ve onları gözünde oluşturmuş olduğu güzel algıyı kaybetmemek için çaba sarfetmeye ve söz dinlemeye başlar. Olduğu gibi kabul edildiğini hissetmek çocuk ve kişi için en büyük hediyedir.

Çocuğunuza dokunun, onu kucaklayın ve öpün. Her insan fiziksel sevgi gösterilerinden hoşlanır. Olumlu fiziksel dokunuşun, çocuklar üzerinde olumlu bir etkisi vardır. Fiziksel dokunuştan yoksun kalan bebekler gelişemezler. Çocuğunuzun duygusal olduğu kadar, fiziksel sevgi temasına da ihtiyacı vardır.

Çocuğun Benlik Saygısını Arttırmakta Önemli Olan Etkenler

1-Çocuğun kendisini ifade etmesine müsaade etmek, çocuğu dinlemek, fikri önemli olmasa da dikkate almak yani çocuğu duymak.

2-Çocuktan yaşı ve kapasitesi dışında davranışlar beklememek. (Örneğin misafirlikte 2 saat hiç kımıldamadan uslu uslu oturmasını beklemek veya 3 yaşında bir çocuğun üstünü hiç kirletmeden yemek yemesini istemek gibi)

3-Çocuğun bazı küçük sorumluluklar yüklenmek isteyeceğini bilip bunları başarmasına müsaade ve imkan sağlamak.

4-Çocuğun çabasını övmek ve yüreklendirmek.

5-Çocuğun başarısızlıklarını kişiliğiyle bağdaştırmamak, başarısızlıkları birer öğrenme öğesi olarak görebilmesine yardımcı olmak.

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim 15 günlük hava durumu İstanbul'da Gezilecek Yerler kadın sitesi