Çocuk gelişimi, bebek gelişimi, çocuk beslenmesi, okul öncesi eğitim > Çocuklarda Davranış Bozuklukları > Kardeş Kıskançlığını Önleme

Kardeş Kıskançlığını Önleme

cocukgelisimi.org..Kardeş Kıskançlığını Önleme, kardeş kıskançlığı ile nasıl baş edilir, kardeş kıskançlığını önlemenin yolları, kardeş kıskançlığı ve disiplin sorunları, kardeş kıskançlığı belirtileri, kardeş kıskançlığı nasıl giderilir, kardeş kıskançlığı nasıl önlenir, kardeş kıskançlığı ppt..

Kardeş Kıskançlığı


Kıskançlık, sevilen kişinin başkasıyla paylaşılmasına katlanamamak olarak ifade edilirse, sevginin varolduğu her yerde vardır. Çocuk için en değerli varlık annedir. Bu yüzden onu başka biriyle paylaşmak kolay dayanılır bir duygu değildir.Kıskançlık kötü bir duygu mudur?
Kıskançlık insanoğlunun en doğal, en evrensel duygularından birisidir. Kıskançlık sevilen kişinin başkasıyla paylaşılmasına katlanamamak olduğuna göre, sevginin bulunduğu her yere girer. Ancak bu doğal duygu insanı kemiren bir tutku olmaya başlayınca, sevgiyi gözeten bir duygu olmaktan çıkar, sevgiyi yok eder. Çocuk için en değerli varlık anne olduğuna göre onu başkalarıyla paylaşmak kolay değildir.

Annelerin de genelde “Birbirlerinden nefret ediyorlar, ne yapacağımı şaşırdım” dediklerine şahit oluyoruz. Bu sözün altında şu yatıyor “Kardeşler arasındaki kıskançlığın normal olduğunu biliyorum, ama “ben” ne yapacağımı bilmiyorum”. Demek ki yine yanlış veya bilinçsiz ebeveyn tutumlarının soruna dönüştürdüğü, aslında çocuğun gelişimi için “normal” bir gelişim ile karşı karşıyayız. Kardeşler arasında rekabet olması, bir ödül için birbirleriyle yarışmaları demektir. Burada ödül, anne ve babanın ilgisi, ve sevgisidir. Kardeş kıskançlığı anne- baba için dayanılmaz olsa bile, çocukların hırs ve kıskançlık gibi duygularla başa çıkabilmeleri açısından önemlidir. Sevgi, yorgunluk, başarı, güven, kızgınlık gibi kıskançlık duygusu da çok normal bir duygudur. Çocuğun hatta yetişkinlerin bile bu duyguyu hissetmelerinde bir yanlış yoktur.

Yanlış nerede? Yanlış olan nedir?
Yanlış olan, bu duygu ile başa çıkmada tercih edilen metotlardır. Anne-baba olarak yapılması gereken, çocuğa kıskanç olmamayı öğretmek değil, kıskançlık hissettiğini fark etmesini ve bu duygusunu nasıl ifade edebileceğini öğretmektir. Bunun için ilk adım, anne-babanın bu duyguyu tanımaları ve kendilerinin doğru tepkiler vermeleridir. Çünkü çocuklar sözlerden değil davranışlardan öğrenmektedirler.
Bazı eğitimciler insana doğuşta verilen duyguları iyi ve kötü olmak üzere iki gruba ayırırlar. Onlara göre, eğitimcinin görevi kötü duyguların yerine iyi duyguları yerleştirmektir. Çoğu anne baba da aynı kanaattedir. Çocuk eğitimine bu anlayışla yaklaştığımız zaman kötü olarak adlandırdığımız duyguları kınama, yasaklama ve inkâr yolunu seçiyoruz. Bu duyguları ifade eden çocuklarımıza, aynı ifadeleri tekrar etmemeleri için baskı uyguluyoruz. Herhangi bir sebeple annesine kızan bir çocuğa, “Ne kadar ayıp, insan anneye kızar mı! İyi çocuklar anneye kızmaz,” diyoruz. Eğer bir anne haksız yere çocuğunu cezalandırmış veya söz verdiği halde sözünü yerine getirmemiş ise, çocuğun kızarak bu davranışı protesto etmesi kadar normal bir şey var mıdır? Çocuğun haklı
öfkesini bastırmaya hakkımız yoktur.
Konumuz olan kıskançlık duygusu da insanın gelişmesi için gereklidir. Bizden üstün olan insanları kıskanarak onların seviyesine yetişmek için var gücümüzle çalışırız. Çocuk için de durum aynıdır. Daha önce kendisine ait olan anne ve baba sevgisinin kardeşe yöneldiğini zanneder. Kıskandığı kardeşinden daha üstün olmaya gayret eder, böylece anne babanın kardeşe yönelen sevgi ve takdirini tekrar kendi tarafına çekmeye çalışır. Eğer çocuğun kıskançlık duygusunu ifade etmesine izin vermez, kınama ve ayıplama yoluna gidersek kendisini suçlu hissetmesine yol açmış oluruz. Bu durumda çocuk, “Kıskanma kötü bir duygu ise, ben kötü bir çocuğum; çünkü kardeşimi kıskanıyorum” şeklinde bir kanaat geliştirecektir. Kendisini kötü hisseden bir çocuk, kardeşine iyi davranmayı düşünmeyecek, ona karşı düşmanca duygular besleyecektir.
Kardeş kıskançlığı doğal bir duygudur, sevgi ve kıskançlık-nefret ara ara yoğunlaşarak zaman içinde yoğunluğunu kaybeder. Kardeşini sevmek zorunda değildir. Olumsuz duygular anlayışla karşılanmalı ve bu duyguları belirtmesi yüreklendirilmelidir

NEDENLERİ:

*Sorun çoğunlukla, çocuklardan değil, onlara nasıl davranacağını bilemeyen anne-baba tutumlarından kaynaklanmaktadır. Ailedeki bir çok davranış çocuğu kıskançlık hissetmeye yönlendirebilir. Örneğin, anne-babanın çocuklardan birini göz bebeği olarak belirlemesi, çocuğu etiketlemeleri (birinden akıllı, diğerinden tembel olarak bahsetmek gibi), kavgalarında taraf tutmak ya da yargıç görevi üstlenip yargılamak, çocukları birbirleriyle karşılaştırmak, cinsiyet ayrımı yapmak, hataları reddetmek, taraf tutmak,
farklılıkları reddetmek gibi…
*Kardeş kıskançlığı genelde aileye yeni bir üye katıldığı zaman kendini gösterir. Kardeş çocuk için zorlayıcı bir yaşam olayıdır. Gebeliğin ve yeni doğan çocuğun annede oluşturduğu bedensel güçlükler ve yorgunluklar, çalışan annenin zamanının önemli bir bölümünü çocuk bakımına ayırması gibi nedenler eve gelen bu yabancı yüzündendir. Gelen çocuğun cinsiyetinin farklı olması, beceriksizliği, yoğun bir ilgi ve bakıma gereksinimi olması onun daha çok sevildiği şeklinde yorumlanmakta ve kıskançlık artmaktadır. Annenin yeni doğan bebekle birlikte oluşacak güçlüklerini hafifletebilmek için çocuğun kreşe verilmesi ya da odasının ayrılması gibi değişiklikler de bu duyguyu artıracak, yeni uyum sorunlarına neden olacaktır. Kendi odasında yatan bir çocuğu, kıskanmasın diye anne-babanın odasına almak ne kadar zararlıysa, anne ve babasıyla yatan bir çocuğu, kardeşi doğduktan sonra kendi odasında yatırmak ta o kadar zararlıdır. Benzer şekilde, anne ya da bakıcıyla büyüyen bir çocuğu, yeni bebeğin doğumundan sonra anaokuluna vermek, çocuktaki evden atılma duygusunu ve düşüncesini arttıracaktır. Evdeki her hangi bir değişiklik, bu aşamada yeni bir bebek, bizler için olduğu kadar çocuklar için de bir kriz dönemidir. Yeni bebeğe ve yeni kurallara adapte zaten zordur. Bu yüzden, çocuğun hayatında başka radikal değişiklikler yapmak ona zarar verecektir.Kardeşini kıskanmayan çocuk var mıdır?
Kardeşini kıskanmayan çocuk yoktur. Eğer bu gerçeği bilirsek, kardeş kıskançlığını önlemek için göstereceğimiz tüm çabaların boşa gideceğini ve kıskançlığı körüklemekten başka bir işe yaramayacağını da anlamış oluruz. Annenin hamile olduğunu fark ettiği veya bir kardeşinin doğacağını duyduğu andan itibaren çocuğun içinde kıskançlık tohumları filiz vermeye başlar. Doğum yaklaştıkça annenin yükü artar, yorgunluk ve halsizlik belirtileri baş gösterir. Çocuğunu kucağına alamaz, eskisi kadar ona zaman ayıramaz. Bebek için iç çamaşırı, kundak, elbise ve yatak takımı gibi ihtiyaçlar satın alınmakta, hazırlıklar devam etmektedir. Bütün bu gelişmeler ve kendisine gösterilen ilginin azalması çocuğu derinden sarsar. Kafası sormaya korktuğu sorularla ve şüphelerle dolar. Annesinin sevgisini denemek için olmadık isteklerde bulunur, huysuzlaşır, mızmızlanır, ağlar. Bu sınamalar karşısında anne memnuniyetsizlik gösterdikçe çocuğun huzursuzluğu artar. Asıl fırtına ise, anne kucağında bir bebekle eve döndüğünde kopacaktır.
Bazı anne babalar, çocuğun doğacak kardeşine karşı kıskançlığını en aza indirmek için aşırı bir ilgi ve sevgi gösterişine girer. “Sen her zaman bizim biricik çocuğumuz olarak kalacaksın, sana olan sevgimiz hiçbir zaman azalmayacak” derler. Yeni hediyeler alırlar; ayrı odada yatıyor ise kendi yatak odalarına alır, aralarında yatırırlar. Bütün bu yapay çabalara gerek yoktur, çünkü bir işe de yaramaz, aksine çocuğun şüphelerini artırır.
Kardeşler arasındaki yaş farkının kıskançlığa etkisi var mıdır?
*Kıskançlık derecesinde rol oynayan bir başka etken de kardeşler arasındaki yaş farkıdır. Yaş farkı az olan kardeşlerde kıskançlığın görülme sıklığı, yaş farkı fazla olanlara oranla biraz daha yüksektir. *Dışarıdan insanlar ve akrabalar da bazı olumsuz düşüncelerin doğmasına neden olabilirler. Kendisinden büyük bir kız kardeşi olan çocuğa saçlarının neden ablası gibi kıvırcık olmadığını sormak, ablaya da kardeşinin boyunun onu yakaladığını ve yakında onu geçebileceğini söylemek (sanki bunlar kötü bir şeymiş gibi) hem gereksiz hem de olumsuz etkileri olan yaklaşımlardır. Çocukların birbirleriyle rekabete girmelerini, kızgınlık duymalarını sağlayabilir.

*Anne-babanın anlaşmazlığı, çocukların taraf tutmaya zorlanması. Anlaşamayan ebeveynler kendilerine yakın gördükleri çocukla daha iyi ilişkiler geliştirebilir. Bu da aile içersinde kutuplaşmalara neden olduğu gibi kardeşler arasında da kıskançlığa neden olabilir.
BELİRTİLER:*Çocuklar eve gelen yabancıya farklı tutumlar sergileyebilir;*Çocuklar sevgi gösterilerinde bulunabilir (annenin kendisinden tümüyle uzaklaşmaması için onun yanında yer alır) *Abartılı sevgi gösterileri (alttaki duyguları ele veren davranışlarla birliktedir; kardeşinin yanağını okşarken biraz fazla sıkar, ağlatacak ölçüde kucaklar, kaza ile yere düşürür)
Bir çocuk yeni doğan kardeşine karşı aşırı sevgi tezahürleri sergiliyor ise, kesinlikle rol yapıyordur ve bunun sebebi de anne babadır. Çünkü anne baba ona iyi çocukların kardeşini kıskanmaması ve sevmesi gerektiğini söylemişlerdir. Çocuk anne babasını memnun etmek için kıskandığı halde kıskanmamış gibi davranarak gerçeklerden kaçmakta, kaçış mekanizması olarak kıskançlığını sevgi ile yücelterek inkâr yolunu seçmektedir. “Ne cici, ne tatlı bir bebek değil mi anne? Aman dikkat et, öyle tutma, kardeşimi düşürürsün!” diyerek kardeşini seven ve koruyan bir rol takınır. Ancak çocuk zamanla, yine anne babanın davranışlarına bağlı olarak, bu kaçış mekanizmasının işe yaramadığını görecek; bastırdığı kıskançlık duygusu bütün şiddetiyle davranış bozukluğu olarak ortaya çıkacaktır.

Ortaya çıkan davranış bozuklukları nelerdir?
*Davranış bozukluğu olarak ortaya çıkan kardeş kıskançlığını anne babaların teşhis etmesi kolay değildir. ‘Mutlu çağa dönüş arzusu’ adını verdiğimiz davranış bozukluğu en sık görülen kardeş kıskançlığı belirtilerindendir. Düzgün konuşan üç-dört yaşlarındaki bir çocuk birdenbire bebeksi konuşmaya başlar. Büyük ve küçük tuvalet ihtiyacını haber verdiği, hatta kendi başına giderebildiği halde altını ıslatmaya başlar. Uyku bozuklukları, parmak emme, içe kapanıklık, iştahta azalma başgösterir. *Anne baba ortaya çıkan huysuzluklar, yaramazlıklar, bebeğin canını acıtmalar ve davranış bozuklukları karşısında sert tavır alır, ceza yoluna başvurursa; ortaya yeni ve daha ciddi davranış bozuklukları çıkacaktır.*Çocukta etkilenmemiş gibi davranma (bebekle ilgili görünmeyen huysuzluklar, hırçınlıklar, tutturmalar, isteği yapılmadığında ağlama, tepinme)Etkilenmemiş gibi davranma her zaman kıskançlık göstergesi midir?
Her çocuğun kardeşine tepkileri bireysel farklılıklar gösterecektir. Eğer ona olan sevginizin değişmediğini hissettirmek konusunda başarılıysanız, kendisini bebek tarafından ikinci plana düşürülmüş hissetmeyecektir. Ancak bebek, bir sorun olacak kadar büyüyünce yaklaşımının değişmesine de hazırlıklı olmak gerekir.
Öte yanda gerçek duygularını bastırıyor olması da olasıdır. Teşvik edilebilir, o konuya girmezse siz girin; “Büyük abla olmak nasıl?, Evde bebek olmasının hoşuna giden yönleri neler?,Hoşuna gitmeyen yönleri neler?” gibi.

*Ağır kıskançlık durumlarında büyük kardeş küçük kardeşe fiziksel zarar da verebilir. Anne babalar bu konuda daha dikkatli davranmalı, çocuğu küçük kardeşiyle yalnız bırakmamalı, gerekirse uzmandan yardım almalıdırlar.*Evden ayrılmayı reddetmeyle birlikte (Örn: okula gitmek istememe) baş ağrısı, mide bulantısı gibi psikosomatik belirtiler, (emin olmak için fiziki muayene yaptırılmalıdır) huzursuzluk, isteksizlik ve diğer stres belirtileri gözlenebilir.*Anne babaya sık sık onu sevip sevmediklerini sorma ve sevgilerinden bir türlü emin olamama yaşanabilir.*Hem gün içinde hem de geceleri aşırı sinirli olurlar. Huzursuz bir görünümleri vardır, sakinleşmekte zorlanır ve kimi zaman çevrelerindeki insanlara öfkeli davranabilirler. Kendine ya da eşyalara yönelik saldırgan davranışlarda bulunabilirler.
ÖNERİLER:
*Çocuklar sözlerden değil davranışlardan öğrenmektedirler. Anne-babalar saygı, sevgi ve sorun çözme konularında çocuklarına örnek oldukları sürece, kardeşlik ilişkileri sağlıklı olarak gelişir. Ebeveynler olarak kavgacı tutumlar sergilememeliyiz. Birbirlerine ve çevrelerine düşünceli ve ilgili olan anne-babaların çocukları da sevgi dolu ve düşünceli olur.
Her çift zaman zaman tartışır ve bu doğaldır. Ancak çocuklarınızın önünde yakışıksız tartışmalara girmeyin. Kendileri de anlaşmazlıklarını aynı kötü örneğe dayanarak çözmeye çalışacaklardır.
*Birbirlerine nasıl davranmalarını istiyorsanız çocuklarınıza öyle davranın. Saygılı davranın, özel yaşam haklarına saygı gösterilen çocukların, diğer kişilere hatta kardeşlerine de benzer şekilde davranma olasılığı yüksektir. Dayak yiyen çocukların, kardeşlerine düzenli olarak fiziksel şiddet uygulamaları olasıdır. *Kardeşi doğmadan önce ona anlayabileceği bir dilde aileye yeni bir üyenin geleceği, evdeki ortamın her zamankinden daha heyecanlı ve karışık olabileceği, örneğin eve sık sık misafirlerin gelip gideceği, annenin hem yorgun olacağı hem de bebekle daha çok vakit geçirmek zorunda kalacağı, çünkü küçük bir bebeğin gereksinimleri olduğu ama aynı şeylerin o doğduğunda da yaşandığı ve her şeyin zamanla tekrar düzene gireceği anlatılabilir. Böylece çocuk psikolojik olarak daha hazırlıklı olacaktır. Bunları anlatmak için son ana kadar beklenmemelidir. *Hamilelik döneminde babası ya da başka bir aile üyesi (anneanne, babaanne) büyük çocuğun bakımıyla ilgili yemek yedirme, banyo yaptırma, uyutma gibi işlere başlayabilir. Böylece anne hastanedeyken ya da bebekle meşgulken çocuk kendini ihmal edilmiş hissetmez ve yaşantısının değiştiği fikrine kapılmaz. Fakat bizlerin dışında olan yani dışardan insanlar var. Bu insanların çocuklar üzerinde olumsuz etkileri olabiliyor. Neler yapmalıyız?
*En iyi niyetli misafirler bile sadece bebekle ilgilenip büyük çocuğu unutma eğilimi içindedirler. Yakınların yalnızca bebekle ilgilenmemelerini, büyük çocuğa da alışık olduğu tarzda ilgi ve sevgi göstermelerini söylemek, “Kardeşin doğunca senin pabucun dama atıldı” gibi sözler söylememeleri konusunda uyarmak işe yarayacaktır.
Eve yeni bebeği görmek üzere konuklar geldiği zamanlarda, büyük kardeşle özellikle ilgilenin. Bebeğe getirilen hediyeleri onun açmasına , konuklara bebek odasını gezdirmesine izin verin.
Bebekle ilgili işlerde diğer çocuktan yardım istemek doğru mudur?
*Bebekle ile ilgili işlerde çocuktan yardım istenebilir. Örneğin bebeğe isim seçme, biberonunun soğutulması, oyuncak ya da giysi seçimi, bebek odasının düzenlenmesi gibi konularda büyük çocuğun katılımı sağlanabilir. İlgi göstermiyorsa yardımcınız olmaya zorlamayın; yardım ederse mutlu olacağınızı söyleyin ama ısrar etmeyin. Fazla sorumluluk yüklemeyin, hiçbir zaman, birkaç saniye için bile, ikisini yalnız bırakmayın.*Anne-baba olarak yapılması gereken, çocuğa kıskanç olmamayı öğretmek değil, kıskançlık hissettiğini fark etmesini ve bu duygusunu nasıl ifade edebileceğini öğretmektir.
Bunun için ilk adım, anne-babanın bu duyguyu tanımaları ve kendilerinin doğru tepkiler vermeleridir. Çocuğun duygularını tanımaya yardım edilmeli. Hiç bir duygusunun kötü olmadığı, kıskançlık hissettiği için kötü bir çocuk olmadığı açıklanmalı. İyi bir dinleyici olarak, çocuğun hissettiği duyguları ifade etmesi sağlanmalıdır.
İkinci adım, çocuğun kötü dilekleriyle, “keşke hiç doğmasaydı” ya da “buradan gitse, ölse” gibi, yüzleşmesini sağlamaktır. Bunu, “kardeşinden kurtulmak mı istiyorsun” ya da “o buradan gitse daha mı iyi hissedeceksin” gibi sorular sorarak, ona olumsuz duygularını fark ettirmektir. Yargılamadan dinlerseniz ,çocuğunuz yalnızca kötü duygularından değil, aynı zamanda kardeşine kızması karşısında göstereceğiniz tepkinin korkusundan da kurtulur.
Üçüncü adım, eğer çocuk okul öğrencisi ise ona duygularını yazdırmak olabilir. Eğer daha küçükse, kardeşi ile ilgili duyguları hakkında resim çizdirilebilir veya oyuncak bebekler kullanılarak hikaye oluşturması sağlanabilir. Bu, çocuğun duygularını ifade etmesine yardımcı olacak, duygularını kardeşine vurarak ya da canını yakarak göstermesini engelleyecektir.
*Davranış ve sözlerimizle çocuğun kıskançlık duygusunu empati ile karşılayacağız, yani kendimizi onun yerine koyarak anlayış göstereceğiz. O zaman çocuk kıskanma duygusunun kötü bir şey olmadığını düşünüp rahatlayacak, suçluluk kompleksine kapılmayacaktır. Kardeşinin ağlamalarına sinirlendiğini ve onu sevmediğini söyleyen bir çocuğa annesi şöyle yaklaşabilir: “Demek kardeşinin ağlamalarına kızıyorsun? Doğrusu ara sıra ben de kızıyorum, özellikle geceleri ağlayarak beni uykudan uyandırdığı zaman. Ancak ben onun annesiyim ve ona bakmak zorundayım. Sen de küçükken böyle ağlıyordun ve ben sana da annelik görevimi yapıyordum. Bazen birilerine kızmamız onu sevmediğimiz anlamına gelmez” ya da “ben de kardeşim doğduğunda böyle düşünmüştüm.” Çocuk annenin bu anlayışlı yaklaşımı karşısında sevmek kadar kızmanın da normal olduğunu öğrenecek, duygularını inkâr ve bastırmak yerine tanıma fırsatı bulacaktır.* Kardeşinin giyebileceği, ona küçük gelen giysileri ve oynayabileceği oyuncakları beraber ayırmak işe yarayabilir, fakat vermek istemediği şeyler konusunda zorlanmamalıdır. Kendine ait sevdiği bir şeyin kardeşine verilmesi çocuğu üzebilir ve kıskançlığını arttırabilir. *Ailenin bütün olduğu duygusu herkes tarafından hissedilmelidir. Bunun için bütün ailenin birlikte yapabileceği, gezinti, piknik, alışveriş, film izleme gibi etkinliklere yer verilmelidir.*Sevgi ve ilginin dağılımında dengesizlik yaşandığı takdirde büyük çocukta kıskançlık had safhaya çıkabilir. Anne babalar büyük kardeşe verdiği değer, ayırdığı vakit ve yaptığı iltifatlarla bu dengeyi sağlayabilirler. Fakat iltifat ve ilgi abartıya kaçarsa bu da çocuğu şımarıklığa sürükleyebilir.

*Talimatları açık vermek çok önemli. “Kardeşine iyi davran” yerine “Kardeşine oyuncağı ver” demek daha belirleyicidir. Çünkü “iyi” kelimesi herkes için farklı şeyler ifade eder. *Olumsuz uyarılar yerine olumlu uyarıları kullanılmalıdır. “Kavga etmeyin” yerine “İyi geçinin” demeliyiz. “İyi geçinin” derken ne demek istediğinizi tanımlayın.
Övgü etkili midir?
*Olumlu davranışlara odaklanmak çok önemli. Özellikle çocuğun yaşı büyüdükçe, yaptığı olumlu davranışları kanıksar, zaten sorumluluğu, yapmak zorunda artık diye düşünerek, olumlu geri-dönüt vermeyiz. Bu yüzden, çocuğumuza övgü kullanmazken, sürekli azarlıyor, eleştiriyor, yargılıyor konumunda oluruz. Çocukların yaptıkları olumlu davranışlara dikkat edip, onları öne çıkarmalıyız. Övgü alan davranışların sayısı artarken, olumsuz davranış sayısı azalacaktır. Övgü en etkili kozdur. Kavga ettikleri zamanlarda duymazlıktan gelmek, iyi geçindikleri zamanlarda da övgü ile “İyi geçindiğiniz için teşekkür ederim” veya “Ne kadar iyi anlaşıyorsunuz” gibi cümleler söyleyin. Bu durumda iyi geçinme konusunda yüreklendirilmiş olacaklardır. İyi oldukları zamanları yakalayın. Dikkatinizi çocuklara yöneltmek için, bir kavga çıkmasını beklemeyin. Kavga anne babanın ilgisini çekmenin denenmiş ve kanıtlanmış bir yoludur.*Çocuğumuzu överken de eleştirirken de kişiliğine değil, davranışına yönelmeliyiz. Çocuğumuzun davranışlarına kızıp, “aptal, salak, düşüncesiz, sorumsuz” gibi kişiliğe yönelik etiketler koyarız. Bu şekilde, çocuk bu etiketleri sahiplenir ve bunlara uygun davranmaya devam eder. Halbuki, davranışa yönelip onun olumsuz yanlarını, bizi duygusal olarak nasıl etkilediğini açıklarsak, çocuğu davranışlarını değiştirmeye yönlendiririz.Çocuklar kavga ettiği zaman neler yapmalıyız?
*Birbirlerine ya da çevrelerine zarar vermedikçe, çocuklarınızın kavgalarına karışmayın. Durum çıkmaza girerse, öncelikle çocuklarınızın öfkesini kabul edin. Çocuklarınızı dikkatle dinleyin ve onlara geri bildirin. Onların sorunlarını çözebileceklerine emin olduğunuzu, onlara güvendiğinizi söyleyip odadan ayrılın. Kendi başlarına bir çözüm bulamazlarsa, bulmalarına yardım edin. Eğer birbirlerini incitiyorlarsa, “çok öfkeli olduğunuz belli” diyerek onları ayrı odalara yönlendirip, bu konuyu daha sonra konuşabileceğinizi söyleyebilirsiniz.
Kavgayı kimin başlattığıyla ilgilenmeyin. Bunu öğrenmeye çalışmak çocukların birbirlerini suçlamasına yol açar. Kim başlatırsa başlatsın sonuçlarına birlikte katlanmaları gerektiğini hatırlatın.
Kardeş anlaşmazlıkları ve kavgaları da anne babaları zor durumda bırakan bir eğitim problemidir. Anne babalar genellikle küçüğü korumak, büyükten anlayış göstermesini istemek gibi yanlış bir yaklaşımda bulunurlar. Küçük de bunu kullanarak en ufak bir anlaşmazlıkta basar çığlığı: “Anne, ağabeyim (veya ablam) bana vurdu!” Anne de oyuna gelerek büyüğe bağırır: “Sana kaç defa kardeşine vurma dedim. Büyüksün, biraz anlayış göster!” Genellikle küçük çocuk büyükle yarış hâlindedir, onun buyruğu altına girmek istemez. Büyüğe güç yetiremediğinde ezilmişlik rolü oynayarak anne veya babayı yardıma çağırır. Destek bulduğu zaman kavgayı kızıştırmaktan geri durmaz. Kendi yaptığı haksızlıklarla kavgayı başlattığını söylemez, büyüğün yaptıklarını sayarak duygu sömürüsü yapar. Anne babalar bu oyuna gelmemeli, çok ileri gitmedikleri sürece kardeş kavgalarına karışmamalıdır. Anne ve babanın arka çıkmadığını gören haksız taraf diğeri ile anlaşma yoluna gider. Kimi anne babalar kavgada haksız tarafı bulmak ve âdil davranmak için mahkeme kurar. “Önce sen anlat bakalım, kavga nasıl başladı?” Daha biri anlatmaya başlar başlamaz diğeri lafa karışarak savunmaya geçer, derken bir ağız dalaşı sürer gider. Baba veya anne de kızarak her ikisine birden ceza verir. Tabiî, bu da çözüm getirmez, çünkü bir taraf hak etmediği halde ceza alarak haksızlığa uğramıştır.
Aralarında hakem olmayın. Çocuklar, anne-babalarının kavgalarına karışmasında onların diğer tarafı tuttuklarını düşünürler. Bu da rekabetin artmasından başka bir işe yaramaz.
*Çok sık yapılan yanlışlıklardan biri “Neden kavga ediyorsunuz?” sorusudur. Bu yapılan hatanın haklı sebepleri varsa tekrar edilebileceğini söylemek olur.Çocuklara har şeyi eşit olarak veremeyebiliriz. Bu durum da sorun çıkmasına neden olabiliyor. Neler yapmalıyız?
*Her şeyin eşit olmasına çalışmayın. “Ama Muhsin’e izin verdin, biz neden gidemiyoruz” dediğinde “Üzgünüm, ancak kardeşinle kavgayı siz devam ettirdiniz, bu yüzden Muhsin gidebilir. Ayrıca bu sizin kuralları bozmanızın bir sonucu” diyebilirsiniz.*Hediye olsun, kucaklama olsun, çocuklarımıza vereceğimiz şeyin eşitlik açısından değerlendirilmesi gerekmez. Sadece Nergis’in ayakları büyüdü, yeni spor ayakkabısı alınıyor diye Jale’ye de yeni bir çift alınması gerekmez. Bir çocuğun sırf diğerine yapıldı diye annesinin kucağında 15 dakika geçirmesine gerek yoktur. Kısa vadede kardeşler arası çekişmeleri hafifletiyor görünse de, rekabet ve karşılaştırmaların şiddetlenmesine ve artmasına yol açacaktır. Her çocuğun o anki gereksinimlerine göre hareket edin ve hediyeleri, çocuğun kardeşine ne alındığına göre değil, özel ilgi alanlarına göre seçin. Çocuklarınıza adil davranmanın, onlara tamamen eşit davranmak anlamına gelmediğini bilin.*Her çocuğunuzla yalnız olarak ilgilenebileceğiniz zamanlar ayarlayın. Çocuklarınız, dikkatiniz için her zaman rekabet etmek zorunda kalmazlarsa, kendilerini başka şeyler için de rekabet etmek zorunda hissetmezler. Kıskanan çocukla mümkün olduğunca nitelikli zaman geçirilmeye çalışılmalı, daha önce yapmaktan hoşlandığı alışkanlıklarını gerçekleştirmesine olanak verilmelidir. Yeni gelen kardeşle birlikte önceden gerçekleşen oyun parkına gitme, akşam yemeğinden sonra hikaye okuma gibi etkinlikler birden bire son bulmamalıdır. Bu sayede çocuk statü kaybına uğramadığını fark ederek özgüvenini yitirmeyecektir.*Daha büyük olan çocuğun özel yaşamını koruyun. Bir aile içinde yaşayan hiç kimsenin her istediğinde yalnız kalabileceğinin garantisi yoktur, ancak her aile bireyinin, bazı zamanlarda yalnız kalmaya hakkı vardır. Küçük kardeşinin uyuduğu veya siz ya da bir aile bireyi tarafından oyalandığı bir sırada, daha büyük olan çocuğun her gün belirli bir süre yalnız başına vakit geçirebilmesi, onu diğer zamanla daha anlayışlı yapar.*Daha büyük olan çocuğun eşyalarını koruyun. Güvene ihtiyacı vardır. Hem onun, hem de küçük kardeşin iyiliği için ( bir çok oyuncak küçük çocuklar için tehlikeli olabilir) eşyaları küçüğün ulaşamayacağı yerlere koyun. Büyüğü oyuncakları ile işi bittiğinde, onları kaldırarak güvenceye almaya teşvik edin. Küçük çocuk, büyük çocuğun oyuncaklarını aldığında ona çıkışmayın, ancak büyük kardeşin oyuncakları ile onun izni olmadan oynanmayacağını açıklayın. Bu mesaj, büyük olasılıkla etkisini hemen göstermeyeceği için (büyüğün kendisini daha iyi hissetmesini sağlar) her seferinde uzaklaştırmanız gerekecektir. *Sakin bir zamanlarında iyi geçinme kurallarını öğretin. Örneğin kavga sonucunun, ev işlerinden birini yüklenmek olduğunu söyleyebilirsiniz. “Sizin iyi geçinmenizi ve kavga etmemenizi istiyoruz. İyi geçindiğiniz sürece ailemizin kuralları dahilinde istediğinizi yapabilirsiniz. Ama kavga ettiğinizde, kim başlatırsa başlatsın ikiniz de iş yapacaksınız. Ya iş yaparsınız yada iyi geçinirsiniz. Kararı kendiniz verin” diyebilirsiniz. Bu tutum kuralı bozan ve kavga edenlere hem bir ders, hem yaptıkları bir hatayı düzeltme fırsatı, hem de olumlu bir davranışta bulunma fırsatı sağlar. Bir hataya bir iyilik prensibi de böylece hayatına yerleşmiş olur.*Çocuklarınızın her birinin yaşına uygun etkinlikler ve oyunlar bulmasına yardımcı olun. Böylece oyuna ayak uyduramayan çocuğun diğerlerini kıskanmasına ve oyunu engellemesini önlemiş olursunuz. Çocuğu kabiliyetlerini sergileyebileceği alanlara yönelterek, sosyal aktivitelere katılmasına yardımcı olarak ilgisini kardeşinin üzerinden çekmesini sağlayabilirsiniz ve böylece çocuğunuzun sosyal yönden gelişmesine de yardımcı olursunuz.
Bunlar onu ev ortamından kardeşinden uzaklaştırmak değildir. Çocuğu sadece yaşına uygun, yapabileceği aktivitelere yönlendirip, ona cesaret vermek, başarısı sonucunda ödüllendirmek onun ilgisini başka yönlere çekmesine yardımcı olacak, onu mutlu edecek, böylece kardeş kıskançlığının şiddetini azaltacaktır.
*Çocuklarınızı birbirleriyle hiçbir konuda kıyaslamayın. Çocuklarımızın doğru şekilde davranmalarını sağlamak amacıyla “Kardeşin ne kadar uslu, sen neden öyle değilsin” demek , sadece aralarında bir ayrışmaya, rekabete ve belki de düşmanlığa bile yol açar.*Mükemmel bir anne veya baba olmaya çalışmayınız. Mükemmel insan olmadığı gibi, mükemmel anne baba da yoktur. Mükemmel olmaya çalışan insan, yaptığı iyi şeylerden çok, yaptığı hataları görme ve bunlardan pişmanlık duyma eğilimindedir. Çocuğuna kızgınlıkla ceza veren ve sonradan pişman olan çok anne baba vardır. Biraz önce ceza verdiği çocuğunu yanına çağırarak sever, bağrına basar. Bu ikilem karşısında kalan çocuk neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğrenemez.
Metin olun. Çocukken sık sık kavga etmek, çocukların ilerdeki dostluklarını tehlikeye düşürmez. Kavga eden kardeşlerin iyi arkadaşlar olarak büyümeleri şansı, çocukluğunda barış içinde yaşamış çocuklar kadar yüksektir. Zamanla anlaşmazlıklarını sözlü olarak çözmeyi öğrendiklerinde , bu şans daha da artar.
Çocuklarınızın başarılı, dürüst, onurlu, hem kendilerine hem içinde yaşadıkları topluma faydalı birer insan olmasını istiyorsanız, onların her türlü duygu ve düşüncelerini ifade etmelerine; sadece entellektüel zekalarını değil, duygusal ve ruhsal zekalarını da geliştirmelerine izin vermeniz gerekiyor.
Her şeyden önemlisi, anne ve babanın çocuklarıyla sağlıklı ve pozitif bir iletişim kurmalarıdır. Bu şeklide, hem anne-baba tam bir model oluşturacaklar, hem de çocuklarına kendilerini kabul edilebilir şekilde nasıl ifade edebileceklerini öğretebileceklerdir. Çocuk yetiştirmedeki en önemli konuların başında, anne ve babanın kendilerini mümkün olduğunda geliştirmeleri ve yeni fikirlere açık olup, esnek davranabilmeleridir.

KAYNAKÇA:
* A. Eisenberg, H.E. Murkof, S.E. Hathaway, Çocuğunuzu Büyütürken Sizi Neler Bekler,Çev:
Dr. D.Tuncalı, epsilon yayınları, 2. Basım, 1999, İstanbul
* H. Yavuzer, Ana-Baba ve Çocuk, Remzi Kitabevi, 12. Basım, 1999, İstanbul

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim 15 günlük hava durumu İstanbul'da Gezilecek Yerler kadın sitesi